Blog

Topuklu ayakkabı giymenin püf noktaları!

Topuklu ayakkabı giymenin püf noktaları!
Topuklu ayakkabı kullanımı, özellikle metropol kadını için artık vazgeçilmez bir aktivite…

Kadınlar biliyor ki şık bir topuk, çevresindeki insanların ona bakışında ciddi değişimler yaratıyor. Kadın kendini daha güzel, çekici ve güçlü hissediyor, kendine güveni artıyor.
Oysa bu bir paradoks… Çünkü kadınları mutlu eden topuklar, çoğu kez acı çekmelerine de yol açıyor. Günün sonunda ağrıyan ayaklarıyla yürümekte zorluk çeken kadınlar, topuklu ayakkabı giymenin güzel, ama zararlı bir şey olduğuna kanaat getiriyor.
Hâlbuki işin püf noktasını bilince, ‘mutluluk veren acı’ ‘mutluluk veren keyfe’ dönüşüyor. Üstelik pek bilinmemekle birlikte, sağlıklı bir topuklu ayakkabı tüm bacak kaslarının çalışmasına yardımcı oluyor.
Türkiye’nin önemli ökçe üreticilerinden Ce-Plast hem rahatına, hem de şıklığına önem veren kadınların sağlıklı bir şekilde topuklu ayakkabı kullanabilmeleri için ‘püf noktalarını’ açıkladı:
Satın aldığınız ayakkabının malzemesine ve kalitesine dikkat edin. Ayakkabının iç kısmının çok kaygan ve sert olmaması gerekiyor. Ayrıca ayağınızın doğal yapısıyla uyum göstermeli. Ayakkabının uzunluğu ve genişliği, ayağınızla orantılı olmalı.
Akşam saatlerinde ayakkabı almaya özen gösterin. Çünkü günün yorgunluğunu taşıyan ayaklar, hangi ayakkabı da rahat edeceğini daha iyi seçer. Ayak numaranızı yaşınız ilerledikçe kontrol edin. Ayakkabınızı ayakta deneyin. Ayrıca iki çifti de deneyin; çünkü her iki ayağın ölçüleri aynı olmayabilir. Ayakkabıyı denerken, yüksek topuk nedeniyle ayağınızın ne kadar öne kaydığına dikkat edin. Eğer, ayakkabıyı giydiğinizde, topuğunuzun arkasında işaret parmağınızın rahatlıkla sığacağı kadar boşluk kalıyorsa, ayağınız fazlasıyla öne kaymıştır ve o ayakkabı ayağınıza iyi uymuyor demektir.
Parmaklarınızı açıkta bırakın
Ayak tabanınızda ağrı varsa, ayakkabının içine, ortopedik tam bir tabanlık yerleştirin veya topuklu ayakkabılarla uzun süre ayakta duruyorsanız, ayakkabının ön tarafında silikon metatars yastıkçıkları kullanın. Her gün farklı yükseklikte topuklu ayakkabı giyilmesi de, ağrılarınızı azaltır. Parmaklarda nasır oluşmasını önlemek için, parmakları açıkta bırakan yüksek topuklu ayakkabıları tercih edin.
Güçlendirilmiş ve geniş topuk tercih edin
Her gün aynı ayakkabıyı giymeyin, mutlaka bir gün ara verin. Koruyucu ayak malzemeleri kullanın. Tırnaklarınız küt kesin ve fazla uzatmayın, kenarlarını yuvarlamayın. Ayaklarınıza mutlaka tam uyan ayakkabı giyin. Ayakkabının ayağınıza zamanla oturmasını beklemeyin, ayakkabılar giydiğiniz anda rahat olmalı. Astar kullanılmayan ayakkabılar daha rahat ve yumuşak oluyor, ancak bazen ayağınızı ilk birkaç kullanımda boyama riski de taşıyor. Bu boyama, zaman içinde geçiyor. Ayakkabınızı üstü hakiki deri, sıkı konçlu, içi yastıklı ve ayak parmakları kısmının esnek olacağı şekilde seçin. Güçlendirilmiş ve geniş topukları tercih edin.

Ayakkabı Bakımında Püf Noktaları

Ayakkabı Bakımında Püf Noktaları

Ayakkabınız kullanım amacına uygun olarak kullanılmalıdır.
Ayakkabı giyilirken ve çıkartırken bağcıkları çözülmelidir, bağcıksız ayakkabılarda ise çekecek kullanılmalıdır.
Ayakkabılar ayağın maksimum şiş olduğu zaman dilimlerinde sağ ve sol olarak denenmelidir, ayağı sıkan ayakkabı kesinlikle alınmamalıdır.
Ayakkabınız ayağınıza uygun ölçüde olmalıdır. Ayağa küçük ve büyük gelen ayakkabılar erken deformasyon, astar yırtılması gibi sorunlara yol açacaktır. Ayakkabı rutubetli ortamlarda bekletilmemelidir.
Islak ayakkabılar oda sıcaklığında kurutulmalıdır. Direkt güneş ışığı altında veya herhangi ısı kaynağının altında kurutulduğu taktirde ayakkabıların yapışma yerlerinde açma, deride çatlama, leke ve şekil bozukluğu olabilir.
Nubuk veya süet malzemeden üretilmiş ayakkabılar uygun sertlikte bir fırça veya bir silgi ile temizlenmeli, kesinlikle yıkanmamalı ve silikon bazlı spreyler kullanılmalıdır.
Ayakkabılar kesinlikle çamaşır makinesinde veya elde yıkanmamalıdır.
İç astarında sentetik malzeme kullanılan ayakkabıların koku yapması ve su alması muhtemeldir.
Ayakkabıların emmiş olduğu ter 24 saat içinde buharlaşır. Bu nedenle ayakkabıların 1 gün ara ile giyilmesi ayakkabının daha uzun ömürlü olmasını sağlar.
Ayağın aşırı terlemesinden dolayı ayakkabı üzerinde oluşabilecek giderilmesi mümkün olmayan lekeler üretim hatası değildir.
Deri ayakkabılar kendi renginde boya veya natürel cila ile cilalanmalıdır.
Astar kullanılmayan ayakkabılarda derinin rengi ayak ve çoraplara çıkabilir.
Ayakkabıların muhtemel kokulara karşı mutlaka havalandırılarak kaldırılması ve deformasyonu önlemek için kalıp kullanılması gerekmektedir.
Üst el dikişli ayakkabılarda (saraçlı tabir edilen) dikiş yerlerinden, taban ve yan kısmındaki derinin birleştiği bölümlerden su alması doğaldır. Dolayısıyla yağmurlu havalarda giyilmemesi tavsiye edilir.
Her türlü ayakkabı üzerinde “Su Geçirmez Özelliği Mevcuttur” ibaresi yok ise yağmurlu ve karlı havalarda su geçirebilir.
Özel malzemelerle üretilen ayakkabıların bakımı konusunda satış sorumlusu arkadaşlarımızdan yardım alabilirsiniz.
Vetegal dediğimiz bitkisel maddelerle işlentisi yapılmış olan deriler suyla temas ettiğinde, nemli bezle silindiğinde ve cila sürüldüğünde rengi değişebilir. Dolayısıyla bu tür derilerin suyla temas ettirilmemesi ve özel fırça ile tozunu alarak temizlenmesi tavsiye edilir.

Ayakkabı almanın püf noktaları

Ayakkabı almanın püf noktaları

* Ayak numaranızı ayaktayken ölçtürün.

* Her zaman ayakkabıları her iki ayağınızda da deneyip, mağazada bir süre böyle yürüyün.

* Her zaman büyük ayağınıza göre alın. Sağ ve sol ayak numaraları, nadiren birbirini tutar.

* Ayakkabının ayağınıza oturmasını beklemeyin, ayakkabılar giydiğiniz anda rahat olmalıdır.

* Astar kullanılmayan ayakkabılar daha rahat ve yumuşaktır, fakat bazen ayağınızı ilk birkaç kullanımda boyayabilir. Bu boyama zamanla geçecektir.

* Son giydiğiniz ayakkabının numarasına güvenmeyin. Bir ayakkabı üreticisinin kalıbı, bir diğerininkinden farklı olabilir. Ayrıca ayağınız da büyüyebilir.

* Ayakkabı alımını günün ilerleyen saatlerinde yapın. Ayaklar gün boyunca şişerler. En sağlıklısı ayaklar genişlemişken ayakkabıyı denemektir.

* Ayakkabının iyi oturduğundan emin olun. Ağırlığın dağılması açısından önden, yandan ve arkadan ayağınızı rahat hissetmelisiniz. Baş parmağınız ayakkabının ön kısmıyla asla temas etmemelidir. Temelde bilinen bir şey olmasına rağmen tekrarlamakta fayda var; ayağınızın en geniş kısmı ayakkabının en geniş kısmıyla örtüşsün.

* Seçeceğiniz ayakkabının üstü hakiki deri (nubuk, analin, glase, süet vb.), sıkı konçlu, içi yastıklı ve ayak parmakları kısmının esnek olmasına dikkat edin.

* Deri, kösele ve üzeri dikişli (saraçlı) ayakkabıların su alması normaldir. Bu nedenle bu tür ayakkabılar yağmurlu günlerde dikkatli giyilmelidir, suyla ve çamurla temas engellenmelidir.

* Ayakkabıyı denerken, o ayakkabı ile birlikte giymeyi düşündüğünüz çorap ile deneyiniz.

ÇOCUĞA AYAKKABI SEÇİMİNİN PÜF NOKTALARI

ÇOCUĞA AYAKKABI SEÇİMİNİN PÜF NOKTALARI

* Çocukların büyük bir çoğunluğu on iki aylıkken yürümeye başlar. Bu gelişme, anne ve babaları, çocuğa ayakkabı alma telaşına sokar. Oysa Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Doğan’a göre, 2 yaşına kadar çocuğun çıplak ayak ya da çorapla yürümesine izin verilmeli. Böylelikle hem ayakların normal büyümesi, hem sağlıklı kas gelişimi, hem de parmakların kavrama yeteneğinin gelişmesi sağlanır.

* Yeni doğan ve süt çocukluğu dönemindeki çocukların ayakkabıya ihtiyaçları olmasa da soğuktan korunmalarını sağlamak amacıyla patik ya da çorap giydirilebilir. Dış ortama çıkarken aile illa ayakkabı giydirmek istiyorsa yumuşak ve yuvarlak hatları olan ayakkabılar tercih edilmelidi

• Denemeden almayın: Çocuğunuz yanınızda olmadan ayakkabı almayın. Çocuğunuzun ayak ölçüsüne güvenmek yerine, uygun ayakkabıyı bulmak için deneme yanılma yöntemini tercih etmelisiniz.

• Zamanla açılmaz: Aldığınız ayakkabı için asla ‘zamanla açılır’ şeklinde bir düşünceniz olmasın; ayakkabınız daha ilk alındığı anda rahat olmalıdır.
• Öğleden sonra alın: Çocuğunuzun ayakkabı alışverişini sabah saatlerinde değil, öğleden sonra yapın. Çünkü gün içerisinde çocukların ayaklarında tıpkı büyüklerde olduğu gibi hafif bir şişme olur. Bu yüzden ayakkabı alışverişi öğleden sonra yapılmalıdır.

• Ayakta bastırın: Çocuğunuzun ayakkabısını ayakta bastırarak deneyin. Çocuğunuzun son giydiği ayakkabı numarası yeni alacağınız ayakkabı için kesinlikle referans olarak alınmamalı. Çünkü çocuk ayakları, büyüme esnasında çok değişkenlik gösterebilir.

• Büyük ayağı baz alın: Ayrıca, her iki ayağın ölçüleri birbirinden farklı olabilir (çoğunlukla ayağın biri diğerinden büyüktür), denemenizi büyük olan ayağa göre yapınız.

• Çorapla denetin: Ayakkabıyı denerken o ayakkabı ile birlikte giydirmeyi düşündüğünüz çorap ile deneyin (kışın kışlık çorap, yazın yazlık çorap).

• Bot tipini tercih edin: Çocuğunuza ayakkabı alırken tercihiniz bot tipi olsun. Botların ayak bileğini daha iyi kavrayacağı düşünülürse tercihinizi bottan yana kullanmak daha uygun olacaktır.

• Esnek tabanlı olsun: Tabanı yarı yumuşak ve esnek, tercihen de bağcıklı olmalı (bağcıklarını kısa tutun).

• 1 cm boşluk yeterli: Ayakucunda parmaklar rahat hareket edecek şekilde bir miktar boşluk (1cm.ye yakın) kalmalıdır.

• Yanlardan sıkmasın: Tarak kısmının genişliği çocuğun ayağına uygun olmalı, yanlardan ayağı sıkmamalıdır.

• Hafif olsun: Ayrıca ayakkabıların hafif olması çocukların yürürken daha az enerji harcamalarını sağlar.

• Topuksuz seçin: Topuk kısmı alçak olmalı. Yeni yürümeye başlayan çocuklarda ayakkabının topuklu olmasına gerek yoktur, üstelik topuksuz ayakkabı yürüyüşlerini kolaylaştıracaktır. Daha büyük çocuklarda da topuk yüksekliği 1.5-2 cm.yi geçmemelidir.

• Ayağa baskı yapmamalı: Ayrıca, ayakkabının topuğu saran kısmı topuğu destekleyecek şekilde sert ve ön kısmının ise ayağın büküldüğü yerden rahatça bükülmesine izin verecek şekilde yumuşak olmasına dikkat ediniz. Ayak bileğini saran kısmı, ayak bileği hareketini engellemeyecek şekilde yumuşak olmalıdır.

Ayakkabı ve Deri bakımı

Ayakkabı ve Deri bakımı

Tüm doğal ürünler gibi deri de yaşlanır Rutubet, soğuk, kuru hava, güneş gibi doğal etkenlerle elastikiyeti azalır, doğal özelliklerinin uzun süre korunması için bakım uygulanması şarttır. Derinin türü ve işlem edilme biçimi nedeniyle, tek bir bakım ürünü mevcut değildir. Derinin türü ve amacına göre değişik bakım ürünleri geliştirilmiştir.

İlk kez kullanımdan önce, krem veya sprey şeklinde koruyucu film oluşturan bir bakım ürünü kullanılmalıdır. Bakım uygulaması sırasında deri kesinlikle kuru olmalıdır

Nemlenen ayakkabılar, önce gazete kağıdına sarılmalı ve doğal oda ısısında iyice kurutulmalıdır.

Kirler bir fırça veya nemli bir bezle alınmalıdır.

Deride renk değişimini önlemek için, doğru bakım ürünü kullanılmalıdır.

Bakım ürünü çok az kullanılmalı ve yüzeye eşit yayılmalıdır. Çok kullanım nefes alabilme özelliğini engeller.

Kir ve toz, derinin yüzey deliklerini tıkayabilir ve nefes alabilme özelliğini önler. Büyük kir ve lekelerin giderilmesi, özel bir temizleyici kullanımı gerektirir. Temizleme işlemi deri tümüyle kuruduktan sonra yapılmalıdır. Lekenin deri üzerinde uzunca süre kalması, daha derin katmanlara nüfuzuna neden olduğundan özenle temizlenmelidir.

Ayak bakımı

Ayak bakımı kişisel hijyenin en önemli parçalarından biridir. Bütün gün ayaklarımızın üzerinde durduğumuz düşünülürse ayak sağlığının da genel anlamda ne kadar önemli olduğu tartışılmaz. Düzenli bir şekilde pedikür yaptırmak ayaklarınızı şımartmanın en kolay yolu ancak evde de takip edebileceğiniz doğal bakım yolları, bedavaya uygulayabileceğiniz kürler var.

Sağlıklı ve Güzel Ayaklar için:

Ayaklarınızı her gün ılık ve sabunlu suyla yıkayın. Ardından serin suyla durulayıp bir havlu yardımıyla ve parmak aralarını atlamadan iyice kurulayın. Dilerseniz ayaklarınıza ekstra bakım için talk pudrası veya krem sürebilirsiniz.

Ayakkabı kokusu ve Ayak kokusunu önleme

Ayakkabı kokusu ve Ayak kokusunu önleme

Ayakkabı kokusu ve Ayak kokusunu önleme veya giderme bir çok faktöre bağlı olmaktadır. Ayak kokusunun diğer yönü ayakkabı kokusudur. Aslında bu iki kötü koku türü birbiriyle bağlantılıdır. Ve birbirini destekleyerek bu iki koku türünün daha da artmasını sağlayabilir. Gerek Ayak kokusu ve gerekse ayakkabı kokusu temel olarak nem ve sıcaklıktan kaynaklanır. Burada nem ayaklardaki terleme, ayakkabı türüne bağlı olarak dahada artabilir. Sıcaklık ise ayakkabı içerisinde gün içindeki faaliyetle ortaya çıkmaktadır. Bu iki durumun birleşmesi ile birlikte ayak ve ayakkabı kokusu oluşur. Peki bu ayakkabı kokusu nasıl giderilir.

Ayakkabı malzemesinden, kalitesine ve bilinçli kullanılması ,da kötü kokuların giderilmesinde etkilidir. Ayakkabının hammadesinin sentetik olması nemi dolayısıyla bakteri çoğalmasını artırır. Böylece daha fazla kötü koku oluşur. Ayakkabının deri olması kokunun giderilmesinde bir derece etkili olabilir. Ayrıcaç lin ayağa giyilen çorabın doğal liflerden olması (pamuk, merserize gibi) ayakta oluşan nemin azalmasını böylece koku oluşmunun azalmasını sağlayabilir. Bir kaçtane ayakkabı kullanılması yani bir gün giyilen ayakkabının dinlendirilmesi de bir derece ayakkabı kokusunu gidermede etkilidir. Ayakkabı içerisindeki nemin giderilmesi için ayakkabı içerisine kağıt peçete koymakta bir derece çözüm olabilir.

Ancak yukarıda ifade edilen hiç bir yöntem kesin olarak ayakkabı kokusu nasıl giderilir sorusunun tek başına cevabı olamaz. Ayakkabı kokusu nasıl giderilir sorunun en hızlı ve etkili cevabı olarak Ayakkabı koku giderici sprey önerilebilir. Bu ürünler ayakkabı içerisinde gün boyu oluşan kötü kokuların maskelenmesi, kokuyu oluşturan etmenleri yok etmesi gibi fonksiyonlarla çalışabilmektedir.

Ayakkabı koku giderici sprey iki fonksiyonludur. Hem ayak üzerinde kullanılarak ayak kokusunu giderir, hemde tüm ayakkabı türleri içerisinde ayaklardan bulaşmış mantarların yok olmasını sağlar. Ayakkabı spreyi içerisinde gümüş kürecikleri (Bioaktif Q10) bulunmaktadır. Gümüş antimkrobiyal etki gösteren önemli bir ajandır. Bilinen 650 çeşit mikroorganizmalara (çoğunlukla hastalık yapan mikroorganizmalar) karşı etkili olduğu bilinmektedir. Sprey içerisindeki gümüş kürecikleri, ayakkabı içerisine sprey sıkıldığında ayakkabı malzemesinin aralarında kalır. Böylece hem koku oluşturan bakterileri yok eder hemde bulaşmış mantarları ortadan kaldırılmış olur. Ayakkabı malzemelerde biriken gümüş kürecikleri kalıcı antimikrobiyal etki gösterirler.

Ayakkabının Tarihi

Ayakkabının Tarihi

Eskiçağlarda çoğu insan, tabanı deriden ya da tahtadan sandallar giyerdi. Bu tür sandallara Eski Mısırlıların mezarlarında rastlanmıştır. Eski Yunanlıların avlanırken de uzun çizme, banyoda ayakkabı giydikleri bilinmektedir. Girit’tekiMinos uygarlığı ve Roma dönemlerinde bu tür ayakkabı ve çizmeler kullanılmıştır. Ortaçağda, ayağı sarması için yumuşak deri ya da kumaştan yapılan ayakkabıların burunları sivriydi. Yolculuk sırasında ise potinler ya da baldırlara kadar çıkan çizmeler giyilirdi. 14. yüzyıl sonlarına doğru öylesine uzun burunlu ayakkabılar üretildi ki, bunlarla yürüyebilmek için ayakkabının burnunu bir zincirle diz kemerine bağlamak gerekiyordu. Daha sonraki tarihlerde ayakkabılara yüksek mantar topuklar eklendi. Ayakkabıyı korumak amacıyla giyilen mantar topuklu şosonlar 1575’te moda oldu. Ama kötü havalarda ya da çok yağışlı bölgelerde tahta tabanlı ayakkabılar da giyiliyordu. Bu tür tahta ayakkabıları (
sabo), Hollandalı çiftçiler günümüzde de giyerler. 17. yüzyılın başlarında ayakkabıların yerini alan yüksek topuklu uzun çizmeler, evde bile giyiliyordu. Sonraları, dantelli çorapların görünmesi için çizmelerin üst kenarları dışa doğru kıvrıldı. 1660’tan sonra siyah, üzeri bağcıklı ya da tokalı, kalkık kare burunlu ayakkabılar çizmenin yerini aldı. Kadın ayakkabıları erkek ayakkabılarının modasını izledi. 17. yüzyıldan başlayarak, sivri burun ve yüksek topuklarıyla özgün bir biçim aldı. 1720’lere kadar kare burunlu ayakkabılar yaygındı. Bu tarihten sonra bunların yerini yuvarlak burunlu ayakkabılar aldı. 1770’lerde üstte geniş kıvrımları bulunmayan uzun çizmeler moda oldu. 18. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da brokardan yapılıyor ve toka, kurdele ya da fiyonklarla süsleniyordu. Yüksek topuklu ayakkabılar 1790’da tümüyle ortadan kalktı. Sokaklar ve yollar öylesine kötü ve çamurluydu ki, insanlar evden dışarıya çıkarken şosonlarını giymek zorunda kalıyorlardı. 19. yüzyılda kadın ayakkabıları saten ya da kadifedendi ve topuksuzdu. Erkekler ise genellikle düğmeli, bağcıklı ya da yanları esnek çizmeler giyiyorlardı. 1860’ların bağcıksız ve yanları esnek yarım çizmeleri çoğu zaman beyaz ipekten yapılıyordu. On yıl sonra yüksek topuklar yeniden moda oldu, çizmeler de yanları düğmeli olarak yapılmaya başlandı. Ayakkabılarda ve çizmelerde hâlâ bez kullanılıyordu, ama ayakkabıların burunları bazen deriden yapılıyordu. 19. yüzyılda kadınlar fabrikalarda ve bürolarda çalışmaya, ayrıca yürüyüş ve bisiklete binmek gibi sporlar yapmaya başlayınca daha sağlam ayakkabılar kaçınılmaz hale geldi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı Birinci Dünya Savaşı (1914-18) sırasında ortaya çıktı. Günümüzde de ayakkabı yapımında moda önemli rol oynamaktadır.

Türklerde ayakkabı

Türklerde ayakkabı600202423342083_2049715194_n

Orta Asya’da Türkler deriden ve yünden giyim eşyaları yapmakta ustaydılar. Çizme ve çarık en yaygın ayakkabı türüydü. Deri çizmenin yanı sıra, yaygın olarak yünden keçe çizme de yapılıyordu. Hükümdarlar kırmızı renkli çizmeler giyiyorlardı. Çizme ata binenler için çok elverişliydi. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ordunun, yönetici sınıfların ve kentli halkın gereksinimlerini karşılamak üzere zamanla ayakkabı çeşitleri çoğaldı ve
ayakkabıcılık çok gelişti. Diğer zanaatçıların olduğu gibi ayakkabıcıların da bir örgütü vardı. Üretilen ayakkabıların niteliğini lonca denetlerdi. Ayakkabı satıcıları için kullanılan kavaf sözcüğü, giderek yapımcıları da kapsadı. Kavaflar da çizmeci, yemenici, nalıncı, terlikçi ve pabuççu gibi adlar alırlardı. Osmanlı toplumunda ayakkabı, giyenlerin toplumsal konumuna ve mesleğine göre çeşitlilik gösterirdi. Ev içinde yüzleri atlas ve kadife gibi kumaşlardan yapılmış, üzerleri sırmayla işlenmiş hafif ayakkabı ve terlikler giyilirdi. Dışarıda giyilen deri ayakkabı ve çizmelere de süslenirdi.
Topkapı Sarayı Müzesi’nde, ince bir zevkle ve hünerle işlenmiş deri ayakkabı ve çizmeler sergilenmektedir. Osmanlı dönemindeki ayakkabılar, yapıldıkları malzemeye, biçimlerine ve kullanıldıkları yere göre adlar alırdı.
Başmak, cimcime, çapula, çizme, yarım çizme, çedik, çedik pabuç, edik, fotin, galoş, mest,
kalçın, kundura, merkub, nalın, sandal, terlik,tomak, yemeni başlıca ayakkabı çeşitleriydi.

Genellikle alçak ökçeli ya da ökçesiz, yumuşak deriden yapılan rahat ayakkabılar tercih edilirdi. Dışarıda giyilen ayakkabılardan bazıları mest-ayakkabı gibi iki parçadan oluşurdu. Ayağa giyilen mestin üzerine onu yağmur ve çamurdan korumak amacıyla, önceleri ayakkabı, sonraları da lastik giyildi. Şoson ya da galoş denen lastik ayakkabının içine geçirilerek giyilen mestler, özellikle namazlarını camilerde kılanlarca kullanılırdı. 16.-18. yüzyıllarda İstanbul, Edirne ve Bursa’da ayakkabıcılık çok gelişmişti. 19. yüzyıl sonlarına kadar Türkiye’de ayakkabı yapımı tümüyle el işçiliğine dayanıyordu. Beykoz’daki deri fabrikasına 1884’te ayakkabı yapım bölümü eklendi. 1933’te Sümerbank’a devredilen Beykoz Deri ve Kundura Fabrikası makineli üretimin yapıldığı önemli bir yerdi. Günümüzde ayakkabı üretimi daha çok özel sektör tarafından yapılmakda.

Ayakkabı alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenler

Ayakkabı alırken ve kullanırken dikkat edilmesi gerekenler

Ayakkabı giyilirken ve çıkartılırken bağcıkları çözülmelidir, bağcıksız ayakkabılarda ise çekecek kullanılmalıdır.

Ayakkabılar ayağın maksimum şiş olduğu zaman diliminde sağ ve sol olarak denenmelidir, ayağı sıkan ayakkabı kesinlikle alınmamalıdır.

Ayakkabınız ayağınıza uygun ölçüde olmalıdır. Ayağa küçük ve büyük gelen ayakkabılar erken deformasyon, astar yırtılması gibi sorunlara yol açacaktır.

Ayakkabı rutubetli ortamlarda bekletilmemelidir.

Islak ayakkabılar oda sıcaklığında kurutulmalıdır. Direkt güneş ışığı altında veya herhangi ısı kaynağının altında kurutulduğu taktirde ayakkabıların yapışma yerlerinde açma, deride çatlama, leke ve şekil bozukluğu olabilir.

Nubuk veya süet malzemeden üretilmiş ayakkabılar uygun sertlikte bir fırça veya silgi ile temizlenmeli, kesinlikle yıkanmamalı ve slikon bazlı spreyler kullanılmalıdır.

Ayakkabılar kesinlikle çamaşır makinesinde veya elde yıkanmamalıdır.

İç astarında sentetik malzeme kullanılan ayakkabıların koku yapması ve su alması muhtemeldir.

Ayakkabının emmiş olduğu ter 24 saat içinde buharlaşır. Bu nedenle ayakkabıların 1 gün arayla giyilmesi ayakkabının daha uzun ömürlü olmasını sağlar.

Ayağın aşırı terlemesinden dolayı ayakkabı üzerinde oluşabilecek giderilmesi mümkün olmayan lekeler üretim hatası değildir.

Deri ayakkabılar kendi renginde boya veya natural cila ile cilalanmalıdır.

Astar kullanılmayan ayakkabılarda derinin rengi ayak ve çoraplara çıkabilir.

Ayakkabıların muhtemel kokulara karşı mutlaka havalandırılarak kaldırılması ve deformasyonu önlemek için kalıp kullanılması gerekmektedir.

Üst el dikişli ayakkabılarda (saraçlı tabir edilen) dikiş yerlerinden, taban ve yan kısımdaki derinin birleştiği bölümlerden su alması doğaldır. Dolayısıyla yağmurlu havalarda giyilmemesi tavsiye edilir.

Her türlü ayakkabı üzerinde “su geçirmez özelliği mevcuttur” ibaresi yok ise yağmurlu ve karlı havalarda su geçirebilir.

Özel malzemelerle üretilen ayakkabıların bakımı konusunda satış sorumlusu arkadaşlarımızdan yardım alabilirsiniz.

Vegetal dediğimiz bitkisel maddelerle işlentisi yapılmış olan deriler suyla temas ettiğinde, nemli bezle silindiğinde ve cila sürüldüğünde rengi değişebilir. Dolayısıyla bu tür derilerin suyla temas ettirilmemesi ve özel fırça ile tozunu alarak temizlenmesi tavsiye edilir.

Page 1 of 4 123 »

Top